/ genel

Av Olmak

black-panther-photoasBir avcının avını ne şekilde avlayacağı, hangi tuzaklar, ne aletler kullanacağı değildir önemli olan. Avcı, avını sabırla gözlemler; nerelerde hareket ettiğini, yuva, yemek ve üreme alanlarını, davranışlarını izler. Gerektiğinde emin olmak için sınar. Avının rutin davranışlarını bir kez öğrendi mi avlanmak artık bir dizi eylemin yapılmasıdır. İyi bir avcı, günün hangi zamanında avın nerede olduğunu bilir, onunla hareket edip onunla durmasını bilir. Avın döngüsüne girmek, onunla aynı davranışları göstermek ama aynı zamanda gözlemci olarak kalmak, kendisini avdan bir adım ötede tutmasını sağlar.

Eski kültürlerde avcı olmak, bir onurdu; ama aynı zamanda her an tetikte yaşamak anlamına geliyordu. Yaşamın her anını pürdikkat yaşadığınızda hiçbir an, gereksiz düşüncelere, pişmanlık, endişe gibi kafa karıştıran duygulara vakit kalmıyordu. İyi iz sürebilmek, üstün olmanın ilk adımıydı. İz süren, davranışları gözlemleyebilen, diğer bir türü yok edebiliyordu. Ama o dönemlerde temel kurallardan biri, sadece yemek için avlanıyor olmaktı, diğerlerinin üzerinde güç elde etmek için değil. Bir kere avın, sadece hayvan türlerinden değil, insan türleri de olabildiğini deneyimleyen insan, zincirde alt halkalarda olmamak için, salt güç elde etmek uğruna kendi türüne de saldırmaya başladı. Ve savaşlar doğdu… Önce tarlalar arasında sınır kavgalarıydı bunlar, ama bu davranış biçimi bir kere kendini gösterdi mi, çok hızlı şekilde yayılmaya başladı. Hangi düşünceyi ya da davranışı beslerseniz, o hızla büyür. Derebeylikler, sonra da ülkeler arasında savaşlar da benzer güç kavgalarına araç oldu. Ezilmemek için ezmek kuralı hakim gelmeye, dünyayı yönetmeye başladı. Samana düşen bir kıvılcım gibi, tüm insanlık, ne yazık ki bu düşünce biçimini benimsedi. Her avcı, aynı zamanda daha güçlü birinin avı olduğunu bilir ve bu bilinçle de hareket eder.

Sabah, aynı saatlerde işe gidiyoruz. Aynı standartlardaki simitleri, poğaçaları yiyoruz ve aynı spor tesislerinde bunların birikimlerini atmaya çalışıyoruz. Sigara molalarımız ölçülü saatler içinde, yemek aramız da benzer bir kurguya sahip. Çalıştığımız iş ve sektöre göre yiyeceklerimiz dahi neredeyse programlanmış. Bize servis sunan yemek şirketleri de bunu bilerek hizmet ulaştırıyor. Büyük şirketlerin olduğu ortamlarda restoranın çizgisine bakarak hangi kesimden çalışanların orada yemek yediği kolaylıkla söylenebilir.

Haftasonu geldiğinde hangi eğlence merkezlerine, AVM’lere ya da sinemalara gideceğimiz dahi bir düzen içinde. Hatta pek çok avantaj şirketi, artık bu düzenin içinde ön görülebilirliği kullanarak insanları aslında bir etkinlikten diğerine yönlendiriyor. Çok sıkılanlara daha heyecanlı, adrenalinle başlarını döndürecek etkinlikler de var elbette. Olmadı, iki günlük bir haftasonu tatili, dikkatimi dağıtmak için yeterince güzel bir eğlence.

Teknolojide Big Data tanımı, hepimizin parayla, kredi kartları ve alışverişle ilgili tüm alışkanlıklarının toplandığı ve her işlemde giderek detaylandığı bir dantel çalışması gibi. “Tekil olarak bireylerin ne yaptığının önemi yok, paranoya yapmaya gerek yok” desek de toplulukları da bireyler oluşturduğunu unutmamalı. Quantum, kümesel etkileri izleyen bir bilim dalı; parçacıkları konu alıyor olsa da kümesel hareket eden insan davranışlarını incelemesi an meselesi. Hatta bana soracak olursanız zaten yapıldığını düşünüyorum.

Ekonomi gibi politika da bir güç kavgası alanı. Ve birinde verilerle elde edilen güç, diğerinde yönetim şekilleriyle uygulanıyor. Politik arenada avcı olmak, toplumu özgürlük, idealler, adalet gibi salt inanca dayalı araçlarla, bunlar da yetmezse din gibi sorgulanması yasaklı yapılarla hareket etmektir. Türlü ajitasyon, bir düşünce, bir ideal uğruna yapılmaz; öyle olsa boşa harcanan bir enerji olurdu.

Avcı, hiçbir hareketini boşa harcamaz, her hareketi, adımı, hamlesi ölçülüdür. Planlamaz, ama yılların gözlemiyle çok akışkan, zamanlaması mükemmel olur.

Burada güç elde etmenin en belirgin yöntemi olan ekonomik kazanç söz konusu. Önemli olan bu çıplak kazancın üstünü usturuplu bir şekilde örtmektir; minareyi çalan, kılıfını hazırlar. Bu, kazancın sürekliliğini sağlar. Satın aldığımız ürünlerde bunları üreten şirketlerin kazancı, tek seferlik satışlarla en ideal ürünü sunmak değil, aynı ürünü defalarca, tekrar tekrar satın almakta yatar. Bu yüzden tüm teknolojik ürünler, giderek kısalan sürelerde yeni yeni versiyonlarını sunuyor. Politikada da tek seferde güçlü bir darbe değil; az etkili, ama sürekli darbeler, en güçlü direnci, bariyeri bile yıkacaktır.

Herşeyimiz ölçülebilir, ön görülebilir halde. Hala özgür olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Düşünebilseler eminim ki açık arazide besin bulduğu için otlanan hayvanlar da böyle düşünürdü. O zaman ne yapmalı? Av olduğunu hisseden bir canlının en iyi yapabileceği şey, tüm rutinlerini, alışkanlıklarını terk etmektir. Yerine yenilerini koymak da değil, tamamen ölçülemez, tahmin edilemez olana kadar ısrar etmek gerekiyor. Bireysel şaşırtmacalar, toplanan verilerde fark ettirmeyecek kadar çok ufak bir değişim sağlar. Hatta artık yapay zekanın öncüleri olan yazılımlar sayesinde bu parazit veriler kolaylıkla temizlenebiliyor. “Avcı”nın veri toplanmasına fırsat sağlayacak tüm interaksiyonu, bozmak, anlamsız kılmak gerekiyor. Bunun için kullandığı tüm kaynakları “hukuk kuralları içinde” boşa harcamak mümkün. Av olarak mimlenmiş bir canlının, yaşamını korumak, izlerini gizlemek ve yakasındaki avcıyı şaşırtmak için yapacağı her hamle mübahtır. Verilerimizi saklamak, bir sakınımdır, defansif bir hamledir. Oysa bu veri yığınlarını anlamsız verilere boğmak ise daha ofansif bir hamledir. Nerede bilgi istiyorlarsa, uydurarak onları memnun etmemizde hiç bir sakınca yok. Hatta henüz bu düşünceleri benimsememiş, sadece maaşını almak için çalışanın bu veri toplayıcısının da işini iyi yapabildiği için sevinmesini de sağlarsınız.