/ genel

Ya tutarsa?

Her şey gelip geçiyor...

İlişkiler gelip geçici. Bir gün çok sevdiğiniz birisini başka bir gün o kadar sevmiyorsunuz. Ya da sevginiz karşılık almıyor. Ya da aynı sevgi dilinden konuşamıyor oluyorsunuz. Ya da aynı kişiler olarak kalmıyor, biriniz ya da ikiniz birden değişmeye başlıyorsunuz. Ya da aynı sevgi dozu devam etse de daha fazlasını istemeye başlıyorsunuz. Ve olduğu gibi kalmıyor, geçiyor.

Arkadaşlıklar gelip geçici. Bir gün çok güzel bir paylaşımda bulunuyor, dolu dolu beslendiğinizi hissediyorsunuz. Başka bir günse enerjinizin adeta emildiğini ve tükendiğinizi. Başka bir seferse kullanıldığınızı. Başka bir gün de çok şey vermek istiyorsunuz, veriyorsunuz da. Başka bir günse önemsenmediğinizi, değer verilmediğinizi. Başka bir gün sizi tanımamış olduğunu görüyorsunuz. Başka bir gün de kendinizi ifade edemez, uygun kelimeleri bir türlü bulamaz oluyorsunuz.

İşler illa ki gelip geçici. Sizin oturduğunuz ve rahat ettiğiniz koltuk, başkaları tarafından kıskanılıyor. Ya da patron, sizin rahat oturmanızdan hoşnutsuz. Ya da ihtiyaçlarınız her geçen gün artıyor, daha fazlasını istiyorsunuz. Ya da iş yerine yararlılığınız kişilik değerlerinizin önünde tutuluyor. Ya da üstü örtülü tacizlerle, açık mobbing ile, negatif motivasyonla kamçılanma yaşıyorsunuz. Ya da çocuklarınızın büyümesini garanti altında tutmak için hayallerinizden feda ediyorsunuz.

Güvenlik duygusu gelip geçici. Devlete sizi koruması için para veriyorsunuz. Özel sigortaya para döküyorsunuz. Kasko ve bilimum deprem, eşya, araç, tatil sigortaları ödüyorsunuz. Sizi hastalıktan koruması, hasta olduğunuzda hızla fonksiyonlarını yerine getirebilmeniz için ilaçlara sürekli para döküyorsunuz. Sağlıklı olduğuna inandığınız yiyeceklere ek paralar ödüyorsunuz. Çocuklarınızı daha güvenle okula taşıyacak servislere para ödüyorsunuz. Kendinizinki yetmezmiş gibi çocuklarınızın geleceğini güven altına almak için eğitimlerine, özel okullara, kurslara, özel öğretmenlere para ödüyorsunuz.

SAM_2689Herşey gelip geçici. Herşey değişmeye mahkum. Herşey yok olmaya mahkum (entropi yasası). Hiçbirşey güvenli değil. Hiçbir şey sabit değil. Hiçbir şey aynı kalamaz. Hiçbir şey biz istesek de, bunun için türlü numaralar yapsak da, kontrol etme inancımızı güçlendirmek için bilimi manipüle etsek de kendi akışını gerçekleştirir. Bir mermi, silahtan çıktıktan sonra 'bir' hedefe kavuşana kadar gider ve bu gerçeği hiçbir şey, hiçbir inanç, hiçbir bilgi değiştiremez. Silah ateş alır, mermi kovandan çıkar ve bir hedefe saplanana (veya hızını kaybedip düşene) dek yol alır. Rotasını 90 derece değiştirmek isteseniz de yapamazsınız. Mümkün değil. Belli bir düzeni yaşamaya kendimizi mahkum ettikçe o düzeni herşeyiyle yaşamaya mahkumuz. Tüm ölçülebilir olumlu ve olumsuz halleriyle. Bu kaçınılmazdır. Olan olgular da gelip geçecektir. Bu da kaçınılmaz. Bunlara tutunmaya çalıştıkça acı çekmemiz kaçınılmazdır. Bir gün bir mutluluğa sarılacağız, hep öyle devam edeceğini sanacağız. Diğer bir gün o mutluluk yok olduğundaysa acı çekeceğiz. Bundan ders almayip diğer bir zaman yine aynısını yaşayacağız. Bu sefer belki farklı olur diye. Ya tutarsa? Gölün yoğurda maya tuttuğu nerede görülmüş ki? Hala, hala ve hala mayalamaya devam ediyoruz. Bıkmadan, usanmadan. Ya tutarsa diye bir mantra uydurmuşuz, tüm gerçekliği bu uğurda görmezden geliyoruz. Ya tutarsa. Tutan tek şey, bizim bu inanca sımsıkı sarılmamız. Ve defalarca, onlarca, yüzlerce, binlerce defa acı çekecek oluşumuz. Umud edeceğiz, umudumuz yıkılacak. İnsan olmanın laneti de, kurtuluşu da burada saklı işte...